katalog / aramızdan birileri  
       
film fragman'ları açılırken bekleyiniz
   
   
 


 
 
 
 
 
 
   
 
 
  ARAMIZDAN BİRİLERİ  
 


Türkiye / 2009 / 78' / DVCAM / Türkçe/ İngilizce Altyazılı

 
 

Yapımcı - Yönetmen
Kurgu
Metin
Kameraman
Danışman
Belgeselde Yer Alan Bazı Karakterler

Şehbal Şenyurt Arınlı
Bülent Arınlı
Şehbal Ş. Arınlı
Şehbal Ş. Arınlı, Serdar Güven
Dr. Aylin Çiftçi
Feryal Şenyurt / Akgün Şenyurt / Aysel Doğan / Serdar Doğan / Saliha Elbasan / Kemal Elbasan / Cemil Ateş / Bülent Şahin / Umut Çetintaş / Tülin Çetintaş / Erol Büyüktepe / M.Ali Taşdemir.

 
 


gözlerden ırak “öteki” ile yaşamak…

aramızdan birileri...

“ Kız kardeşim şizofren. Arkadaşımın oğlu, diğerinin kızı şizofren. Bir arkadaşım var.. Harvard mezunu. Bir diğeri elektronik mühendisi. Onlar da şizofren.
Araştırmalara göre, her yüz kişiden biri şizofren...
Onlar bizim gibi değil. Kimse birbiri gibi değil ya, Onlar, kimse gibi de değil...
Biz hasta yakınları olarak, öğrenmek istediğimiz, merak ettiğimiz başka bir dünyaları var. Bizimkilere benzemiyor gibi… belki de benziyordur…
Bilmiyoruz.
Bilsek ne iyi olur. Belki onlarla konuşabiliriz. Yani, gerçekten konuşabiliriz demek istiyorum. Ya bizim sözcüklerimizle ya onların sözcükleriyle... hiç fark etmez.”


Belgesel, her yüz kişiden birinin maruz kaldığı şizofreni hastalığından etkilenen hastaları, hasta yakınlarını, toplumsal damgalamaya karşı mücadelelerini konu almaktadır.

İki çocuğunun ölümü ve ardından son çocuğunun şizofreniye yakalanması ile yaşadıklarını "Anılarım, Acılarım ve Şizofreni" adlı kitapta toplayan Aysel Doğan ve yönetmenin kız kardeşi Feryal Şenyurt , anne Akgün Şenyurt belgeselin ana karakteridir.

Toplumsal damgalama nedeniyle tedaviyi reddeden Feryal Şenyurt ile bir yandan hastalıkla ve diğer taraftan toplumla mücadeleyi sürdüren ve dünyanın ilk ve tek şizofren dans grubunu kurarak Hollanda'da gösterilere çıkan Cemil, Bülent, Canan, Dilek ve diğer hastaların yaşadıkları tutunma çabalarındaki paradoks belgeselin dramatik kurgusunu oluşturmaktadır.

Belgesel, hastalığı anlatmaktan çok, farklı algılama ve davranışlara sahip olmaları nedeniyle sosyal hayatın dışına itilen şizofreni hastalarına yönelik damgalamaya karşı bireysel-toplumsal bir eleştiri niteliğindedir.

“Tevekkül ile İsyan arasında sıkışanlar için…”

“Bizler, hasta yakınları, toplum, onların zihnindeki karmaşayı kavramamaya devam ettikçe, bilinçsizliğimizin, cahilliğimizin, kolaycılığımızın verdiği acımasızlıkla onları yargılamaya devam ettikçe hızla bizden uzaklaşıyorlar.
Duyduğu seslerin komutlarını, ilaçların ağırlığını, kendi normalimizle hükmedici davranışlarımızın şiddetini, onlar üzerindeki etkisini unutuveriyoruz.
Ve onlar sessizce hayatlarının ellerinden akıp gidişini seyrediyorlar. Giderek derinleşen yalnızlıkları içinde artık kendinin olamayan hayatlarını ve bizleri uzaktan seyrediyorlar.”


Şizofreni hastalığı toplumumuzda en fazla gizlenen, ancak en yaygın hastalıklardan biridir.

Gizlenmektedir, çünkü bu hastalığa dair ön yargılar zaten derin gerilimler içindeki hasta ve yakınlarının sorunlarını fazlasıyla artırmaktadır. Hastalığın gizlenmesi ise tedavi olanaklarını zayıflatmaktadır. Bu durum, her biri, derin bir duyarlıkla yüklü, yaratıcı özelliklere sahip bu hastaların topluma kazanılmasının önünde büyük engeldir.

Belgeselimiz; şizofreni hastalarına karşı önyargıları sorgulayarak, hastaların, hasta yakınlarının gerek hastalık, gerekse toplumsal damgalama ile mücadelelerini konu almaktadır.

Aramızdan Birileri; toplumsal damgalamanın, ötekileştirmenin, yok saymanın en ağır sonuçlarını yaşayan Şizofreni hastalarından yola çıkılarak farklı olana dair davranışlarımıza yönelik bir özeleştiri; yüzleşme çağrısıdır.

“Benim ülkem, henüz, en geniş anlamda kendi sağlığını, kurumlarıyla, kuruluşlarıyla, bireyleriyle hasta olan en ufak birimimin sağlığını koruyarak koruyabileceğini keşfetmiş bir ülke değil.. Benim toplumum, henüz, tarihiyle, kültürüyle, kendisiyle yüzleşebilmiş bir toplum değil. Hele ki, kendinden farklı olanla barışık bir toplum hiç değil...
Belki başkalarının ülkeleri de öyledir… Ben benimkini anlamaya çalışıyorum…”

“Bu ülkede, biz hasta yakınları yeniden yeniden kara kuyulara düşüp, yeniden yeniden tırmanışa geçeriz. Birlikte yaşadığımız acılar bir yana, çocuklarımızın, kardeşlerimizin bizlerden sonra ne olacağı kaygısı hayatlarımızı çalar.
Biz, hasta yakınları, belki ömür boyu yaşayacağımız bu hastalıkla baş etmeyi öğrenebiliriz. Belki, hayatımızı daha da yaşanmaz kılan, hastane bürokrasisi, sosyal güvence sorunları gibi sorunları da göğüsleyebilir ya da gücümüz kalmışsa değiştirmek için mücadele edebiliriz. Oysa birçok sorunumuzun düğümlendiği toplumsal bilinçsizlik ve duyarsızlıkla mücadele etmemiz çok zor. ”